Elma sirkesi, doğal güzellik iksiri
Elma sirkesiyle cilt güzellik seansını herkes evinde kolayca uygulayabilir. Bugüne kadar sadece sofrada kullanılan elma sirkesinin cilt güzelliği için doğurduğu ‘inanılmaz’ sonuçlar ise şöyle sıralanıyor:
Kepeksiz saçlar:
Saçınızı yıkadıktan sonra, son durulama suyuna elma sirkesi ekleyin. Saçlarınızın kepekten arındığını ve parlaklaştığını göreceksiniz.
Akne tedavisi:
Su ile seyreltilmiş elma sirkesi ile yüzünüzü temizleyin ve su ile durulayın. Elma sirkesi cildinizi yumuşattığı gibi, antiseptik özelliği ile akneye neden olan mikropları öldürecektir.
Dörtte bir litre suya, üç çorba kaşığı elma sirkesi ekleyip, kaynayıncaya kadar ısıtın, ateşi kısın. Başınıza bir örtü örtüp, yüzünüzü buhara tutun. Yarı yarıya sulandırılmış elma sirkesi ile yüzünüzü silin. Haftada iki kez tekrarlayabilirsiniz.
Bir bezi elma sirkesine batırıp sıkın. Bezi varisli bölgeye sarın ve 30 dakika bekletin. Bu süre içinde bacaklarınızı yukarı kaldırarak dinlendirin. Sabah-akşam tekrarlayın.
Bir bardak suya bir-iki kahve kaşığı elma sirkesi ve bir kahve kaşığı bal ekleyip, karıştırın. Uygun bir rejimle birlikte kullanıldığında, düzenli kilo vermenize katkı sağlar.
Yoğurdun doğal mucizeleri
Yapısı ve içerdiği besin değerleri nedeniyle insan sağlığı açısından kaynağı sütte bile olmayan faydalara sahiptir
KAYNAK: www.pinar.com.tr
Hangi sebze, neye iyi geliyor?
Demir yönünden zengin olan ıspanak, diğer yapraklı sebzelere nazaran daha çok protein içeriyor. Biberde bulunan bol beta karoten ve C, P, K vitaminleri mideyi kuvvetlendiriyor. A vitamini ve fosfor kaynağı patlıcan sinirlere iyi geliyor, kalp çarpıntısını gideriyor. Sadece lahana çeşitlerinde bulunan U vitamini, mide ve bağırsakların iç yüzeyini koruyor, oralardaki yaraların iyileşmesini sağlıyor. Fosfat ve potasyum ihtiva eden karnabaharın içeriğinde aynı zamanda kadınları göğüs kanserine karşı koruyan ‘indol-3 karbonal’ bulunuyor. İçeriğinde bolca, güçlü bir kanser savaşçısı olan beta karoten bulunduğundan brokoli, yenilebilecek, suyu içilebilecek en iyi besinlerden biri...
ABD’de, tüketimde ıspanak salatası başı çekiyor. Demir yönünden zengin, koyu yeşil yapraklı ve güzel tadı olan ıspanak, diğer yapraklı sebzelere nazaran daha çok protein içeriyor. Salatada yenilen çiğ ıspanak, harika bir lif kaynağı. Ispanak suyu, bol C vitamini ile soğuk algınlıklarına karşı dayanıklılık veriyor ve hemoroid rahatsızlığına iyi geliyor.
Ispanak, provitamin A, C vitaminleri, demir ve çeşitli enzimlerce çok zengin olup, bu maddeler, insanda bol kan yapıyor. Ispanak ayrıca, kemiklerin ve dişlerin sağlamlığını temin ediyor. Ispanak suyu, kalp adalelerini de kuvvetlendiriyor. Özel enzimi ile pekliği giderip bağırsak zehirlenmesini önlüyor. Kalp rahatsızlığı olanlara, haftada 1-2 fincan taze sıkılmış ıspanak suyu içmeleri öneriliyor.
Uzmanlar, ıspanağın, karaciğeri, lenf bezlerini, kan dolaşımını uyardığını belirterek, hamilelere, ‘kanlı-canlı bir bebeğe sahip olmaları için’ bol ıspanak yemelerini tavsiye ediyor.
FASULYE
Taze fasulyenin, vücudun çalışmasını, gelişmesini ve tamirini sağladığını vurgulayan uzmanlar, genç-ihtiyar herkese tavsiye ediyor. Uzmanlar, taze fasulyenin, pankreas bezesini, böbrekleri, karaciğeri ve kalbi kuvvetlendirdiğini, albümin ve şekerde de çok fayda verdiğini bildiriyor.
BEZELYE
Kansızlığı gideren ve pekliği geçiren taze bezelyenin, kan kanserine karşı koruyucu etkisi olduğunu ifade eden uzmanlar, gıda değeri ve insana zarar vermeme bakımından fasulyeden daha üstün olduğunu savunuyor.
SİVRİ BİBER
Uzmanlar, biberlerde, bol beta karoten, C, P ve K vitaminleriyle bazı alkoloidler bulunduğunu kaydederek, bunların, mideyi kuvvetlendirdiğini, iştah açtığını ve mide tembelliğini giderdiğini söylüyor. Özellikle acı biberin, erkeklerde cinsel isteği arttırdığını belirten uzmanlar, P vitamini ile damarları yumuşatıp kanamayı önlediğini, K vitamini ile de kanın pıhtılaşma kabiliyetini arttırarak kanamaları durdurduğunu bildiriyor.
PATLICAN
Uzmanlar, patlıcanın, A vitamini, fosfor ve kendine has bazı esanslara sahip olduğunu, bunlarla sinirleri teskin ettiğini ve kalp çarpıntısını giderdiğini vurguluyor. Patlıcanın pankreas, karaciğer ve böbrekleri kuvvetlendirdiğini, bol idrar söktürdüğünü, vücuttaki fazla suyu dışarı boşalttığını ve kilo verdirdiğini kaydeden uzmanlar, şeker hastalarının, patlıcan salatasından çok fayda gördüğünü, kansızlığa iyi geldiğini, kanı arttırdığını ve kalbe sükunet verdiğini ifade ediyor. Uzmanlara göre, patlıcan, en sağlıklı olarak kül veya ocakta pişirilip kabukları soyulmalı ve ince kıyılmalı.
LAHANA
Bol miktarda B, C ve E vitamini ve potasyum içeren lahananın, şeker ve romatizma hastaları için de çok faydalı olduğunu belirten uzmanlar, bol arsenik, kükürt ve vitaminleri ile kanı temizleyip cildi güzelleştirdiğini, bol idrar söktürdüğünü, vücuttaki suyu ve zehirli maddeleri idrarla dışarı attığını bildiriyor. Uzmanlar, lahananın kansızlığı giderdiğini ve kansere karşı etkili olduğunu da kaydediyor.
Uzmanlar, sadece lahana çeşitlerinde bulunan U vitamininin, mide ve bağırsakların iç yüzeyini koruduğunu, oralardaki yaraların iyileşmesini sağladığını da vurgulayarak, bu sebzenin, yaşlanmayı önleyici ve kalp krizine karşı koruyan bir mineral kabul edilen selenyumun kaynağı olduğunu hatırlatıyor. Uzmanlar, selenyumun ayrıca, sağlıklı görünüşlü bir cilt verdiğini ve erkeğin cinsel gücünü arttırdığını da belirtiyor.
KARNABAHAR
Fosfat ve potasyum ihtiva eden ve içeriğinde, kadınları göğüs kanserine karşı koruyan ‘indol-3 karbonal’ bulunan karnabaharın, lahanadaki besin değerinin çoğuna sahip olduğunu bildiren uzmanlar, “Karnabahar çiçek olduğu için, bol bol fosfor ve vitaminleri, cinsiyet hormonu, bol E vitamini ve protein içerir. Bu maddeleri ile cinsel gücü arttırır, buna bağı olarak kalp rahatsızlıklarını da giderir. Sinirleri ve beyni iyi çalıştırır, onların yıpranmasını önler” diyorlar.
BROKOLİ
Uzmanlar, brokolide, havuçtakinden daha fazla beta karoten bulunduğunu söyleyerek, bu sebeple yenilebilecek, suyu içilebilecek en iyi besinlerden olduğunu kaydediyor. Beta karotenin, güçlü bir kanser savaşçısı olduğunu vurgulayan uzmanlar, yemek borusu, mide, bağırsak kanserleri tehlikesini azalttığını ifade ediyor.
Brokolinin ayrıca, B1 ve C vitamini ile dolu olduğunun altını çizen uzmanlar, yüksek miktarda kalsiyum, kükürt, potasyum ve selenyum maddeleri içerdiğini belirtiyor. Mineral ve demir eksikliğini gideren brokolinin vitamin deposu olduğunu bildiren uzmanlar, suyunun havuç veya elma suyu ile karıştırılarak içilmesinin de faydalı olduğunu kaydediyor.
PIRASA
Pırasanın bol vitaminleri, mineralleri ve çeşitli nitritleri ile çok şifa verici özelliği bulunduğunu vurgulayan uzmanlar, mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları, damar sertliği için faydalı olduğunu belirtiyor. Uzmanlar, pırasa yemeğinin, bağırsaklara yumuşaklık verip pekliği giderdiğini, hemoroidi olanlara da ferahlık sağladığını bildiriyor. Uzmanlar, pırasa çorbasının, böbrekleri çalıştırarak bol idrar söktürdüğünü ve vücutta birikmiş üre asidi ve ürat tuzlarını dışarı attığını ifade ediyor.
ENGİNAR
Karaciğer ve kalbin en iyi dostu olan enginarın kanı temizlediğini ve yorgunluğu giderdiğini vurgulayan uzmanlar, diğer zehirli maddeleri ve yorgunluk maddelerini idrarla dışarı atarak vücuda dinçlik verip dinlendirdiğini söylüyor. Uzmanlar, enginarın, beyin yorgunluğunu çabucak geçirdiğini, kalp adalelerini kuvvetlendirdiğini, onu rahatsız eden üre ve kolesterolü düşürerek kalbin rahat çalışmasını sağladığını, şeker hastaları için de çok faydalı olduğunu, mide ve bağırsakları dezenfekte ederek ishalleri durdurduğunu kaydediyor.
KEREVİZ
Kerevizin yaprak ve saplarının, bol vitaminleri ve çeşitli madeni maddeleriyle çok faydalı olduğunu belirten uzmanlar, mideyi kuvvetlendirdiğini ve iştah açtığını bildiriyor. Uzmanlar, kerevizin, iç salgı bezlerini ve özellikle vücutta çok çeşitli vazifesi olan böbrek üstü bezlerini çalıştırdığını, sinir yorgunluğunu da önlediğini ifade ediyor. Kanı pisliklerinden temizlediğini ve sivilcelerin geçmesine, yüzün pembe bir hal almasına yaradığını vurgulayan uzmanlar, kerevizin diğer faydalarını şöyle sıralıyor: “Karaciğerin şişliğini giderip onu yorgunluk maddelerinden temizliyor. Sarılığı gideriyor, böbrekleri çalıştırıyor, fazla suyu dışarı atıyor. Böbreklerden kumu, taşı döküyor. Şişmanları zayıflatıyor ve cinsel faaliyeti çok arttırıyor.”
SEMİZOTU
Semizotunun, kanama hastalıklarında ve peklikte çok faydalı olduğunu kaydeden uzmanlar, kanı temizlediğini, bol idrar söktürdüğünü, kanı, üre ve benzeri pisliklerinden temizlediğini, sinir krizleri ve beyin yorgunluğunu geçirdiğini, böbrekteki kum ve taşı döktüğünü bildiriyor.
Semizotunun, şeker hastalarının susuzluğunu azalttığını, şişmanlara kilo verdirdiğini belirten uzmanlar, semizotu, yeşil salata olarak yenirse faydasının fazla olduğunu ifade ediyor.
PATATES
Avrupa ve ABD’de mutfağın baş köşesinde yer alan patatesin besleyici maddelerinin çoğunluğunun, kabuğunun hemen altında veya yakınında olduğunu belirten uzmanlar, bu sebeple patatesin, kül veya buharda pişirildikten sonra soyulması gerektiğini vurguluyor.
Patatesin mutlaka salata veya soğanla yenilmesi gerektiğini ifade eden uzmanlar, patates, yağda kızarmış olarak yenmezse kilo aldırmadığını, şişmanlar ve şeker hastaları için iyi bir gıda olduğunu bildiriyor. Şeker hastalarının, ekmek yerine bol patates yiyebileceğini söyleyen uzmanlar, ancak potasyumun zayi olmaması için, patateslerin külde veya çift tabanlı tencerede pişirilmesi gerektiğini kaydediyor.
Uzmanlara göre, patatesin yaklaşık yüzde 20’si karbonhidrat ve kalori değeri oldukça düşük. Bol B vitaminleri, C vitamini, protein, kalsiyum, demir ve fazla miktarda potasyum içeriyor. Orta boy bir patates, günlük C vitamini miktarının 1/3’ünü temin ediyor. Sindirimi kolaylaştırıyor. Bağırsakları, böbrekleri ve kanı temizliyor, kabızlığı önlüyor. Kansere karşı koruyor ve yorgunluğa karşı birebir.
DOMATES
Bol ve çeşitli vitaminleri, mineralleri ve faydalı organik asitleri ile tıbbi değeri çok yüksek bir sebze olan domatesin, vücuda kükürt, fosfor ve organik sodyum verdiğini vurgulayan uzmanlar, bir domatesteki C vitamininin, tavsiye edilen günlük miktarın yüzde 50’sinden fazla olduğunu bildiriyor.
Uzmanlar, domatesin damarları yumuşattığını, kanı durulttuğunu, üre miktarını düşürdüğünü, vücudu gençleştirdiğini belirterek, kalp, karaciğer, böbrek bozuklukları ve şekerliler için çok faydalı olduğunu ifade ediyor.
Domatesin, böbrekleri çalıştırarak bol idrar söktürdüğünü ifade eden uzmanlar, vücutta biriken üre asidi ve ürat tuzlarını eriterek idrarla dışarı attığını, vücutta biriken suyu boşalttığını kaydediyor. Uzmanlar, kansere tutulmamak için domatesin iyi bir sebze olduğunu bildiriyor.
Domatesin C ve E vitaminleri içerdiğini, zengin bir potasyum kaynağı olduğunu ve çok az miktarda tuz bulunduğunu söyleyen uzmanlar, yüksek kan basıncını düşürmeye yardımcı olduğunu ve vücudun su tutmasını engellediğini ifade ediyor. Domatesin hazmı kolaylaştırdığını, özellikle nişastalı yiyeceklerin (hamur işleri, kuru erzak) kolay sindirilmesini sağladığını vurgulayan uzmanlar, kabuk ve çekirdekleriyle bağırsakları harekete geçirdiğini ve pekliği giderdiğini belirtiyor.
SOĞAN
Soğanda bol miktarda A, B ve özellikle C vitamini, bol fosfor, iyot, silis, kükürt gibi vücuda çok faydalı maddeler, antibiyotik vazifesi gören esanslar ve hazım arttırıcı fermentler bulunduğunu kaydeden uzmanlar, kalp ve prostat bozukluğu, pankreas tembelliği (şekerliler), sinir zafiyeti, romatizma, cilt hastalıkları, cinsel iktidarsızlık, mide zayıflığı gibi hastalıklarda çok fayda verdiğini, bol idrar söktürdüğünü ve vücutta birikmiş su ve üreyi dışarı attığını bildiriyor. Soğanın, vücuttaki fazla tuzu da dışarı attığını belirten uzmanlar, pankreası çalıştırarak insülin ifrazatını arttırdığını ve kanda şeker seviyesini düşürdüğünü kaydediyor.
Fazla soğan yenen ülkelerde kanserin nadir görüldüğünü ve o ülke halkının uzun yaşadığını ifade eden uzmanlar, soğanın, karaciğeri ve bağırsakları dezenfekte edip zehirlerini temizlediğini ve gıdaların orada vücudu zehirlemesini önlediğini, bağırsak kurtlarını döktüğünü bildiriyor.
Uzmanlar, ağızda soğan kokusunu gidermek için yemekten sonra biraz ekmek kabuğu veya maydanoz çiğnenmesinin yeterli olduğunu söylüyor. Uzmanlar ayrıca, soğanın patateslerden ayrı, kuru, soğuk bir yere kaldırılması gerektiğini, çünkü soğan ve patatesin birbirini etkilediğini ve soğanın, patateslerden salınan nemle yumuşadığını hatırlatıyor.
SARIMSAK
Uzmanlara göre, bu keskin kokulu yumruda, her türlü harika özellik mevcut. Sarmısağın tansiyon düşürdüğü, kan pıhtılaşmasını azalttığı, kötü LDL kolesterolünü düş, dürdüğü, bazı mide kanserlerini önlediği, bağışıklık sistemini güçlendirdiğinin ispatlandığını söyleyen uzmanlar, sarımsaktaki “allicin” denilen bir maddenin, sadece kendi özgü kokusunu vermekte kalmadığını, ayrıca bakteri gelişimini önlediğini, vücuttaki mantarı ve maya oluşumunu tahrip ettiğini kaydediyor.
Uzmanlar, sarımsakta 2 kuvvetli antibiyotik, çok tesirli esanslar, bol iyot ve kükürt bulunduğunu ve insan sağlığında çok değerli vazife gördüğünü belirterek, “Damar sertliğini giderir, kanı durultur, kalbi kuvvetlendirir, bronşları dezenfekte eder, cilt hastalıklarını giderir ve kansere karşı korur” diyorlar.
Uzmanlar, sarımsaklı yoğurdun, zehirlenmelere karşı insanı koruduğunu ve sarımsağın en ince damarları dahi temizleyerek oralara kan gitmesini sağladığını bildiriyor. Uzmanlar, sarımsağın, bütün salgı bezlerini çalıştırmak ve vücudu zehirlerinden temizlemek suretiyle, genç ve dinç olmayı, uzun yaşamayı sağladığını kaydediyor.
HAVUÇ
Uzmanlar, havucun, süratle kan yapıcı, kuvvetlendirici, ishal kesici, peklik giderici, mide ve bağırsağın yakın dostu, safra akıtıcı, karaciğeri kuvvetlendirici ve yeri doldurulamayan bir sebze olduğunu söylüyor. Kansızlık halinde, sabah-öğle-akşam taze çıkarılmış 1 çay bardağı havuç suyu içilmesi, suyu çıkarılamazsa ince rendelenmesi ve iyice çiğnenerek yenilmesi öneriliyor.
Mide ve bağırsak kanamalarında da havuç suyunun çok faydalı olduğunu ifade eden uzmanlar, havucun, özel şekeri, A vitamini ve bol vitaminleri ile karaciğeri kuvvetlendirdiğini, ona rahatsızlığında kendi kendini tamir imkanı verdiğini, vücuttaki üre asidi, ürat tuzları, benzeri yorgunluk maddelerini, diğer zehirleri idrarla dışarı attığını vurguluyor.
Havucun, bol A vitamini ile cilde temizlik ve pembelik verdiğini ve gözlerin sıhhatli kalmasını sağladığını belirten uzmanlar, kalp rahatsızlığı ve damar sertliği olanlara havucun çok fayda verdiğini, her gün yenen bir havucun da akciğer kanseri tehlikesini yarıya indirdiğini bildiriyor.
Uzmanlar, havuçtaki beta-karotenin de gözleri, yaşlılığın getirdiği görme zayıflığından koruduğunu ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiğini vurgulayarak, havuçların çiğ veya pişmiş olarak yenilirken asla soyulmaması gerektiğini, sadece temiz yıkamanın kafi olduğunu kaydediyor.
SALATALIK
Salatalığın kanı temizlediğini, karaciğeri ve böbrekleri çalıştırarak bol idrar söktürdüğünü ifade eden uzmanlar, idrarla birlikte vücuttaki üre asidi ve ürat tuzlarını eritip dışarı attığını bildiriyor. Salatalığın, içeriğindeki bol kükürdü ile kanı temizlediğini, ciltteki ter bezlerini çalıştırdığını belirten uzmanlar, bol vitamin ve madeni madde verdiğini, böylece cildin taze ve pürüzsüz olmasına yardım ettiğini vurguluyor.
Salatalığın kendisi veya suyunun, cildi bir tonik kadar temizlediğini söyleyen uzmanlar, et yemeklerinin verdiği susuzluğu kestiğini kaydediyor. Salatalığın, sıcak bir havada iç ısısının dış ısıdan 20 derece daha düşük olduğu ve bu sebeple serinletici olarak yendiği bildiriliyor.
TURP
Uzmanlar, çeşitli esansları, bol C vitamini, iyot ve kükürdüyle turpun, karaciğeri midçalıştırdığnı, böbreklerdeki kum ve taşı döktüğünü, bronşlara çok iyi tesir ettiğini, dalak şişliğini giderdiğini ve cildi güzelleştirdiğini ifade ediyor. Uzmanlar, turpun bağırsakları dezenfekte edip pekliği giderdiğini, akşam yenilen turp veya içilen bir bardak turp suyunun çok iyi uyku verdiğini söylüyor.
MAYDANOZ
Uzmanlara göre maydanoz, dünyadaki en besleyici yiyeceklerden birisi ve bir demir deposu durumunda. Genellikle taze yenen maydanozda, kalsiyum, potasyum, kükürt ve A vitamini bulunuyor. Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılıyor. Böbrekleri, karaciğeri ve idrar yollarını temizlemeye yardım ediyor. Kan şekerini normal seviyede tutuyor ve kansere karşı da koruyucu.
MARUL
Bol miktarda çeşitli mineralleri içeren marulun, sinirleri teskin edip iyi uyku verdiğini ve erkeklerde cinsel arzuyu frenlediğini belirten uzmanlar, yemekten önce salata şeklinde yenen marulun, şeker hastalarının kandaki şeker seviyesini düşürdüğünü bildiriyor. Marulun bol idrar söktürdüğünü ve kanı pisliklerden temizlediğini vurgulayan uzmanlar, karaciğer ve dalak şişliğini, sarılığı giderdiğini, kadınlarda adet dönemlerinin, zamanında ve ağrısız olmasını sağladığını bildiriyor. Uzmanlar, marul suyu, yüze sürülürse ergenlik sivilcelerini giderdiğini, oralara tazelik ve pembelik verdiğini kaydediyor.
ROKA
Çeşitli esansları, P ve K vitaminleri, çok faydalı mineralleri içeren rokanın, karaciğerin dostu, mideyi kuvvetlendirici, kansızlığı gideren, cinsel gücü çok arttıran bir yeşillik olduğu ifade ediliyor. Uzmanlar, yeşil salata şeklinde yenen rokanın, tadı ve asitleri ile mideyi çalıştırdığını, hazmı arttırdığını, iştahı açtığını, böbrekleri çalıştırdığını, idrar söktürdüğünü ve karında toplanan suyu boşalttığını bildiriyor.
TERE
Terenin, çiğ salatalara lezzet ve canlılık kattığını, ayrıca değerli bir sebze suyu olduğunu vurgulayan uzmanlar, çeşitli vitaminler ve özellikle C vitamini, bazı faydalı esanslar ve mineralleri ile çok tesirli ve faydalı olduğunu belirtiyor. Uzmanlar, terenin, karaciğer, böbrek ve bronşları çalıştırdığını, gribi geçirdiğini, kanda şekeri düşürdüğünü, kansızlığı giderdiğini, acı tadı ve diğer maddeleriyle mideyi çalıştırıp hazmı arttırdığını, iştahsızlık çekenlere çok fayda verdiğini, bol demiri ile kanı tazelediğini, kansere karşı koruduğunu, bağırsaklardaki çeşitli solucanları döktüğünü kaydediyor.
Uzmanlar, terenin sinirleri dinlendirdiğini ve cinsel isteği arttırdığını belirterek, çiğ olarak, az miktarlarda yenilmesini tavsiye ediyor. Uzmanlar, fazlasının zarar verdiği uyarısında bulunmayı da ihmal etmiyor.
ŞALGAM
Şalgamın taş ve kum döktüğünü, bronşları boşalttığını, bol idrar söktürdüğünü ve pekliği giderdiğini söyleyen uzmanlar, şalgamın yaprakları ince kıyılarak salata şeklinde yenirse yukarıdaki hastalıklara iyi geldiğini bildiriyor. Uzmanlar, şeker hastalarının da şalgam yiyebileceğini vurguluyor ve şalgam ne kadar çiğ yenirse o kadar faydalı olduğunu hatırlatıyor.
Hangi hastalığa hangi bitki?
KABIZLIK
- Pırasa, erik, kiraz, üzüm, zeytinyağı ve şalgam kabızlığa iyi gelir.
- Elma yemeklerden önce yenilince kabızlığı giderir.
- Erik'in kurutulmuşu kabızlığa karşı iyi bir ilaçtır. Erikleri akşamdan ıslatıp sabah aç karnına yemek, üzerine de suyunu içmek yararlı olur.
- Fesleğen tohumları kaynatılarak içilirse kabızlığa iyi gelir. Frenk üzümü yapraklarından yapılan çay kabızlığa iyi gelir.
- Gül yapraklarının dip kısmı kesilmeden reçel yapılırsa kabızlığa iyi gelir.
- Ispanak hazmı kolaylaştırır, kabızlığı önler.
- Keten, bağırsak cidarına etki ederek sindirimi hızlandırır. Bu nedenle son derece etkili ve sağlıklı bir müshil ilacıdır. Vücutta herhangi bir tahribat yapmadan kabızlığı önler.
- Taze incir kabızlığı giderir. Kuru incirler akşamdan suya konup yumuşatılarak sabahleyin aç karnına yenirse bağırsakların faaliyetini arttırır.
AKCİĞER HASTALIKLARI
- Andız otu kökü ezilip balla karıştırılarak yenirse akciğer kanamasına çok iyi gelir. Üzüm şırasının içinde bir ay bekletilen andız otu akciğer rahatsızlıkları ve vereme iyi gelir.
- Hıyar suyu akciğer rahatsızlıklarına iyi gelir.
- Melek otu akciğeri kuvvetledirir.
- Şalgam akciğer bronşların temizlenmesine yardımcı olur.
- Tarçın ağacı akciğerleri kuvvetlendirir.
CİNSEL GÜÇSÜZLÜK
- Badem, ilaç olarak cinsel güçsüzlüğe karşı kullanılır. Böyle durumlarda bir ay süreyle yemeklerden sonra yirmi adet tatlı badem yemek gerekir.
- Enginar cinsel gücü arttırır, vücudu kuvvetlendirir.
- Fındık, iktidarsızlığa iyi gelir.
- Havuç, cinsel güçsüzlükten şikayet edenlere sıkça önerilen bir bitkidir.
- İncir cinsel isteği arttırır. Bol miktarda yenilen incir iktidarsızlığa iyi gelir.
- Karabiber iktidarsızlık ve cinsel hastalıkların tedavisinde kullanılır.
- Kereviz iktidarsızlığa iyi gelir.
- Maydanoz erkeklerde ve kadınlarda cinsel isteğ arttırır.
BÖBREK RAHATSIZLIKLARI
- Adaçayı bir miktar kurutulup 1 litre suda kaynatılırak içildiğinde böbrek ve mesane rahatsızlıklarına iyi gelir.
- Anason tohumları toz haline getirilip, üzüm şırasına karıştırılarak içildiğinde böbrek taşlarını düşürür.
- Armut, böbrekleri çalıştırır.
- Arpa'nın suda kaynatılarak elde edilen sıvısı böbrek ve safrakesesi taşlarının sebebiyet verdiği ağrılara, karaciğer ve dalak hastalıklarına iyi gelir.
- Andız otu üzüm şırasının içinde bir ay bekletilip içilirse böbrek, mesane ve safra kesesi taşlarının oluşumunu önler.
- Domates, pırasa, armut ve üzüm safra ve böbrek taşlarına iyi gelir. Domates, sıcak aylarda bol miktarda yenilirse, böbrek ve kan dolaşımını rahatlatır. Domatesten tam olarak yararlabilmek için daima çiğ yemelidir.
- Hint safranı kökü ve çalısı kaynatılarak içildiğinde karaciğer ve safrakesesi rahatsızlıklarını giderir.
BÖCEK ISIRMALARI
- Adaçayı yapraklarından yapılan merhem, sivrisinek, arı sokmasında acıyı dindirir, kaşıntıyı önler.
- Andız otu yaprakları veya kökünün hayvan ısırma ve sokmalarında enfeksiyon oluşumunu önleyici etkileri vardır. Çok miktarda andız otu mide bulantısına neden olur.
- Çalı kavağı (ezilmiş) arı sokmalarında sokulan yere sarılırsa etkili olur. Zeytinyağı ile karıştırılarak elde edilen merhem yanıklara sürülürse şifa verir.
- Deve tabanı yaprakları ezilip merhem haline getirilerek yaraların, çıbanları, şişen ayakların ve böcek sokan yerlerin üzerine sarılırsa çabuk iyileşmelerini sağlar.
- Maydanoz tohumlarının ve yapraklarının kaynatılması ile elde edilen saf maydanoz suyu, arı ve haşarat sokmasında, sokulan yere sürüldüğünde ağrısını geçirir.
- Sarımsak rendelenmiş olarak yara, çıban ve zehirli hayvanların soktuğu bölgelere sarıldığında iyileştirici olur.
BOĞAZ RAHATSIZLIKLARI
- Adaçayı iyi bir baharat ve antibiyotiktir. Bal ve sirke ilave edilerek içilirse, boğaz ağrılarına karşı etkili olur.
- Ahududu çiçeğini kaynatarak yapılan ılık su banyosu, bademcik iltihaplarına iyi gelir.
- Ayva'nın suda bekletilmesi ile elde edilen şurupla gargara yapılırsa boğaz ilhitaplarına iyi gelir.
- Kara duttan yapılan şurup ağız ve boğaz iltihaplarını geçirir.
- Gül yaprakları ile yapılan çayla gargara yapmak boğaz iltihaplarında çok etkili olur.
- Hintyağı boğaz ağrısı hallerinde 20 gram içilip bir gün de oruç tutulursa şikayet konusu olan durumlar geçer.
- Ihlamur, sarmısak, frenk üzümü, dut boğaz ağrılarına iyi gelir.
- İncir sütle birlikte pişirilerek yenilirse nezleyi ve boğaz ağrılarını giderir. Göğsü yumuşatır.
- Kara kafes gargara yapıldığında, boğaz iltihabı ve anjine etkili olur.
- Kızıl yaprak kaynatılarak gargara yapıldığında boğaz iltihaplarını yok eder. Buruna çekildiğinde nezleyi geçirir.
CİLT BAKIMI VA HASTALIKLARI
- Anason tohumları'nın kaynatılmasıyla elde edilen sudan cilt bakımı için yararlanılır.
- Ardıç meyveleri dallarından yapılan merhem deri üzerine sürülerek ovulursa cilt hastalıklarına iyi gelir.
- Arpa unu hamur haline getirilerek yüze maske halinde sürülür. 2 saat bekletilir. Bu işlem sonucunda yüzdeki lekeleri yok olur.
- Aşk otu kökü kaynatılarak elde edilen sıvı yüzdeki lekeleri yok eder.
- Biberiye, merhem haline getirilerek vücuda sürülerse cildi güzelleştirir, kırışıklıkları giderir. 2 gram kurutulmuş biberiye yaprağı ve çiçeği bir tas içinde 20 dakika kaynatılarak, vücut yıkandığında güzelleştirir, pürüzsüz hale getirir.
- Havuç cilt kırışıklığına iyi gelir.
- Kuşkonmaz cilde canlılık verir. Bu bitki hava akımı olan havayı temizleyici etki yapar.
- Üzüm cildi güzelleştirir.
GÖZ RAHATSIZLIKLARI
- Ceviz yapraklarının kaynatılması ile elde edilen sıvının içine batırılan temiz bir bez parçası göz üzerine konursa, göz iltihaplanmalarını önler.
- Deve tabanı suda kaynatılarak pansuman yapılırsa deri ve göz kapağı iltihaplarını önler.
- Frenk maydonuzu göz hastalıklarına etkilidir.
- Gül yapraklarından yapılan çayla göz nezlesi ve kanlanmasında bu çayla göz banyosu yapmak çok etkili olur.
- Havuç gözleri kuvvetlendirir.
- Kavun göz nezlesine iyi gelir.
İSHAL
- Havuç, limon, nar ise ishale iyi gelir.
- Bir miktar kurutulmuş adaçayı 1 litre suda kaynatılırak içildiğinde ishale iyi gelir. Ahududu yaprakları ishal kesicidir.
- Arpa'nın suda kaynatılarak elde edilen sıvısı ishali önler.
- Böbrek ve safrakesesi taşlarının sebebiyet verdiği ağrılara, karaciğer ve dalak hastalıklarına, bronşit ve nezleye, cilt hastalıklarına, kansızlığa, raşitizm hastalığına iyi gelir. Kemik kireçlenmesini önlemesi en önemli özelliğidir.
- Böğürtlen ishale iyi gelir.
- Bademyağı başlı başına bir ilaçtır. Yumuşatıcı etkisi olduğundan küçük çocukların kabızlığını gidermek için bir kahve kaşığı kullanılırsa iyi sonuç alınır. Hem iç organlar için hem de cilt için çok yararlıdır. Yaralara sürüldüğünde acıyı dindirir.
BAŞ AĞRILARI
- Anason tohumları yakılarak dumanı solunursa baş ağrısını giderir.
- Ardıç'ın rendelenmiş meyveleri sirke içine koyup bekletildikten sonra bir bezle alınıp üzerine sarılırsa baş ağrılarını giderir.
- Ayçiçek yağı içilmez ama gargara olarak kullanıldığında uykusuzluk, kronik baş ağrısı ve asabiyete iyi gelir.
- Ihlamur çayı çiçeklerinden elde edilen ıhlamur ruhu baş ağrısını keser.
- Karabiber tarçınla karıştırılarak kullanılırsa baş ağrısını giderici etki yapar. Ihlamurla kaynatılınca da sancı kesici etkisi vardır.
- Limon suyu bir su bardağı kahve içine sıkılıp içilirse baş ağrısına etkili olur.
- Muzun içindeki magnezyum baş ağrısı ve kramplara karşı etkili olur.
- Nane çayı ve üzerlik otu baş ağrılarına iyi gelir.
KALP HASTALIKLARI
- Soğan, sarımsak kandaki kolestrolü dengelediği için kalp krizi riskini azaltır.
- Asma vücut yağlanmasına, kalp ve böbrek rahatsızlıklarına karşı çok etkilidir.
- Acı marul çiçekleri toplanır, bol şekerle iyice karıştırılır, güneşte kurutulur. Elde edilen bu lezzetli ilaç kalp hastalıklarına iyi gelir ve kalbi kuvvetlendirir. Bu ilçtan günde 1-2 kahve kaşığı alınabilir.
- Anason tohumlarını çiğnemek kalp çarpıntısını giderir.
HAMİLELİK
- Adaçayı, bazı annelerde bebeği emzirdikten sonra sütün akmaya devam ettiği hallerde göğüs ucuna aynı merhemden bir miktar sürülerek sütün kesilmesi sağlanır.
- Anasondan elde edilen yağ hormonları düzenler, anne sütünü çoğaltır.
- Frenk maydonozunun ezilerek yapılan merhem loğosa kadınların göğüslerindeki durmayan süt akıntısını ve iltihapları tedavi eder.
- Kimyon anne sütünü çoğaltır, balgam ve ter söktürür.
- Nohut emzikli kadınların sütünü arttırır.
DİŞ BAKIMI
- Turp diş etlerini kuvvetlendirir.
- Adaçayı toz haline getirilerek diş temizliğinde kullanılır. Dişleri sağlamlaştırır, bembeyaz yapar.
- Ahududu çiçeğini kaynatarak yapılan ılık su banyosu, diş eti iltihaplarına iyi gelir.
- Ayçiçek yağı içilmez ama gargara olarak kullanıldığında ağızdaki zararlı bakteri ve molekülleri yok eder. Vücudun zehirlerden temizlenmesine yardımcı olur.
- Böğürtlen suda kaynatılıp bu su ile ağız çalkalanırsa ağız yaraları ve diş etleri iltihaplanmasına iyi gelir. Böğürtlen yaprakları çiğnenirse dişeti kanamaları durur.
- Ceviz kökünden diş ağrısını önleyici bir sıvı elde edilir. Çayın içinde bulunan fluorür maddesi diş çürümelerini önler.
- Frenk üzümü (kaynatılmış) kaynar suya bırakılarak elde edilen sıvı iel gargara yapılırsa ağız yaraları, diş etleri kanamaları yok olur.
ÖKSÜRÜK
- Ihlamur çayı kronik öksürüğü keser. Ter ve balgam söktürücüdür.
- Andız otu kökü ezilip balla karıştırılarak yenirse öksürüğü dindirir, balgamı söker.
- Ardıç taze meyvelerinin ezilmesi ile elde edilen şurup öksürüğe çok iyi gelir.
- Böğürtlen yaprakları içeriği oluşmadan toplanıp gölgelikte demetler halinde kurutulur ve bundan yapılan şurup kanı temizler, öksürüğe, iyi gelir.
- Ebegümeci göğsü yumuşatır. Öksürük kesici olduğundan bronşite ve nezleye iyi gelir. Bulantı ve kusmalara karşı da yararlıdır.
- Gelincik çiçeklerinden yapılan şurup, ağrıları dindirici ilaç olarak kullanıldığı gibi öksürüğe ve öksürük gıcığına etkilidir.
Midenin dostu: Kimyon
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tamer Tetiker, ''Türk mutfağında önemli bir yere sahip olan kimyon, başta mide ve bağırsak gazı olmak üzere birçok rahatsızlığa doğal çözüm sağlıyor'' dedi.
Prof. Dr. Tetiker, birçok baharat gibi kimyonun da yemeklere lezzet vermesinin yanı sıra bileşimindeki maddelerden dolayı vücut metabolizmasına olumlu katkı sağladığını ifade etti.
Kişilerin herhangi bir metabolizmal hastalığa yakalanmadan bu tür baharatları tüketerek, sağlıklarını güvenceye alabileceklerini belirten Prof. Dr. Tetiker, kimyonun içerdiği özellikler bakımından bağırsak gazı olmak üzere birçok rahatsızlığa doğal çözüm sağladığını vurguladı.
Türk mutfağında önemli bir yere sahip olan kimyonun, başta mide ve bağırsak gazı olmak üzere birçok rahatsızlığa doğal çözüm sağladığına dikkati çeken Prof. Dr. Tetiker, şunları kaydetti:
''Hindistan ve Meksika mutfağında da önemli yere sahip olan kimyonun ağrı kesici özelliğinden bahsediliyor. Çinliler de bu baharatı geleneksel tıpta mide şişkinliği, gaz şikayetleri için yıllardır kullanıyorlar. Kimyonun, fareler üzerinde yapılan çalışmalarda kan şekerini düşürücü etkisinden de bahsediliyor.'' Kimyonun, özellikle bulgurlu gıdaların mide ve bağırsaklarda yarattığı gaz ve sıkışma hissini en az düzeye indirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Tetiker, kimyonun, idrar söktürücü, sinirleri uyarıcı, iştah açıcı ve terletici etkisinin de bulunduğunu kaydetti.
BEBEKLER İÇİN
Mide ve bağırsak gazı şikayetlerinin kadınların hamilelik dönemlerinde yoğunlaştığını belirten Prof. Dr. Tetiker, ''Bu dönemde kimyon kullanımını öneriyoruz. Ayrıca, bebek ve çocuklarda da sindirim güçlüğü durumunda kullanılabilir. Bebeğini emziren annelerde ise kimyonu özellikle tavsiye ediyoruz. Çünkü, annenin aldığı gaz yapıcı gıdalar süte de geçtiği için bebeğe verdiği rahatsızlık annenin sindirim sisteminde oluşan rahatsızlıktan daha fazla oluyor'' diye konuştu.
Kimyonun midesi hassas kişilerde irritasyon (tahriş) denilen rahatsızlıklara yol açabileceği uyarısında bulunan Prof. Dr. Tetiker, ''Bu nedenle her gıda maddesinde olduğu gibi kimyonun tüketiminde de aşırıya kaçılmamalı. Bunun dışında kimyonun bilinen bir yan etkisi bulunmuyor'' dedi.
SELENYUMUN FAYDALARI

Selenyum antioksidan olarak E vitamini ile birlikte hücrelerinizi oksidasyona karşı koruyarak, kanser, kalp hastalıkları ve diğer sağlık sorunlarının önlenmesinde yardımcıdır.
Hayatta kalmak için oksijene ihtiyaç duyar, nefes alırken oksijen soluruz ama oksijen vücut için aynı zamanda riskli bir maddedir, çünkü molekülleri aşırı reaktif hale getirebilir. Oksijen içeren moleküller aşırı reaktif hale gelince de etraflarındaki hücre yapılarına zarar vermeye başlayabilirler. Kimyada oksijenle ilgili bu dengesiz duruma “oksidatif stres” adı verilir.
Selenyum oksijen moleküllerinin aşırı reaktif hale gelmesini engelleyen bir grup besinle birlikte çalışarak oksidatif stresi önlemeye yardımcı olur. Oksidatif stres kan damarı hasarının kaynağı olarak gösterildiği gibi birçok kalp hastalığı durumunda da düşük selenyum tüketiminin hastalığa katkısı olan bir faktör olduğu belirlenmiştir. Benzer şekilde oksidatif stresin eklemlerin içine ve etrafına zarar verdiği romatoid artirit hastalığında da beslenmede selenyum eksikliği, hastalığa katkısı olan sebeplerden biridir.
Ayrıca iyota ek olarak selenyum da tiroit bezinin düzgün şekilde çalışması için önemli bir mineraldir. Tiroidin en aktif şekilde hormon üretebilmesi için selenyum sadece gerekli olmakla kalmaz, üretilen hormon miktarını düzenlemeye de yardımcı olur. Busnlara ek olarak selenyum, kanser önleyicidir. Zarar görmüş hücrelerde DNA onarımı ve sentezini eyleme geçirir, kanser hücrelerinin çoğalmasını engeller.
Selenyumdan zengin besinler
Özetle selenyum antioksidan olarak E vitamini ile birlikte hücrelerinizi oksidasyona karşı koruyarak, kanser, kalp hastalıkları ve diğer sağlık sorunlarının önlenmesinde yardımcıdır. Hücre çoğalmasına yardım eder. Göz, kalp, karaciğer, saç ve tırnak sağlığımız için önemli bir elementtir.
Selenyumdan zengin yiyeceklerin yararları;
Hücreleri serbest radikal zararından korur. Serbest radikaller oksijen metabolizmasının doğal yan ürünleri olup, kanser ve kalp rahatsızlıklarının ilerlemesine katkıda bulunabilir. Tiroit hormonu üretimini kolaylaştırır. Selenyum eksikliği iyot eksikliğinin etkisini artırabilir. İyot, tiroit hormonunun sentezi için temel bir bileşendir.
Eklem iltihabını düşürmeye yardımcıdır.
Bitkisel besinler, dünya genelinde birçok ülkede selenyumun başlıca kaynaklarıdır. Gıda içindeki selenyum miktarı, bitkilerin geliştirildiği, hayvanların yetiştirildiği toprağın selenyum miktarına bağlıdır. Avrupa’da toprak selenyum bakımından fakirdir. Selenyum seviyesi en düşük yerler İspanya, Yunanistan ve Doğu Avrupa’dadır. Bu sebeple deniz ürünleri ve hayvan etleri daha iyi kaynaktır, yağlı tohumlar da önemlidir.
Ton balığı, pisi balığı, karides, dana karaciğeri, somon, ceviz, ay çekirdeği, hindi ve dana eti ile tam tahıllar selenyum kaynağı besinlerdendir. Sebze ve meyvelerde çok fazla bulunmaz.
Tavsiye edilen günlük miktar
Selenyum, yüksek dozda zehirli olabilir. Günlük ihtiyaç 50-70, tedavi dozları ise günlük 100 - 200 mikrogram olarak bildirilmektedir. Aşılmaması gereken doz ise günlük 200 mikrogramdır. Tablet olarak C, E ve A vitaminleriyle alınabilir. Ayrıca B vitaminleri emilimini artırıcı özelliğe sahiptirler.
Selenyuma ihtiyaç olduğunun işaretleri
Kaslarda zayıflık veya ağrı.Saç veya ciltte renk solma/renk kaybı.Tırnak yataklarında beyazlaşma.
Aşırı folat B12 eksikliğini kötüleştiriyor
Tufts Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, B12 vitamini eksikliğinin çok fazla folat tarafından şiddetlendiriliyor olabileceğini öne sürüyor. Çalışmada hem B12 vitamini eksikliği hem de kanında yüksek folat seviyeleri bulunan bireylerde homosistein ve metilmalonik asit seviyelerinin çok daha yüksek olduğu bulundu. Hatırlatmak gerekir ki yeterli ve dengeli beslenmede her besin öğesini uygun miktarda tüketmek önemlidir.
Dr.İbrahim Saraçoğlundan menepoz için aslanpençesi ve dereotu kürü
MENEPOZ İÇİN ASLANPENÇESİ KÜRÜ:Bir bardak suyun içine bir tutam aslanpençesi atıyoruz 7-8 dak. kısık ateşte kaynatıyoruz ve süzüyoruz.Bu suyu hergün taze olarak hazırlayıp hergün tüketiyoruz.Dr.İbrahim Saraçoğlu menepoz konusunda dereotu kürününde çok faydalı olduğunu belirterek dereotu kürünü mutlaka denemelisiniz dedi.
İŞTE DEREOTU KÜRÜ
Günde 3 öğün ,yemeklerden 15 dk. önce 1 veye 1,5 yemek kaşığı kıyılmış dereotunu çiğ olarak çiğneyin.
MEYVELERİN SAĞLIĞIMIZ İÇİN FAYDALARI :
CAN ERİĞİ: alzhimer için can eriği veya taze sıkılmış havuç suyu(eğer şeker hastası değilse) tüketilmesi iyi olur.Alzaymır hastalığına karşı güçlü bir önleyicidir.Zihni açar,çocukların gelişimine faydalıdır.vucuttan toksin atıcı özelliği vardır.
TAZE BEYAZ ÜZÜM:Bütün meyve ve sebzelerin içinde en güçlü antioksidan özelliği beyaz üzümde bulunurdiyen saraçoğlu ayrıca strese ve yorgunluğa iyi geldiğini, İş stresi yaşayanların öğleden sonraları mutlaka bir avuç taze beyaz üzüm tüketmelerini gerektiğini söyleyen Dr.Saraçoğlu 20 dakika içinde yorgunluğunuzu atacağınızı ve kendinizi daha zinde hissedeceğinizi belirtiyor.
Dr Saraçoğlu By pass ameliyatı olanlar ve kalbinde ritim bozukluğu olanların ise mutlaka beyaz üzüm tüketmelerini öneriyor.
Şeker hastası değilseniz,öğleden önce ve öğleden sonra bir avuç taze beyaz üzüm tüketin diyor ve ekliyor.
Vucutlarının herhangi bir yerinde kapanmayan yarası olanlar ,sivilceleri ve akneleri olanlar ile sedef hastalarına beyaz üzümden,cevizden greyfurttan ve narenciyeden uzak durmaları gerektiği konusunda uyarılarda bulunuyor.
ŞEFTALİ:Vitamin ve mineral deposudur.Olgunlaşmamış şeftali büyüklerde ve özellikle bebeklerde kabızlığa neden olabilir
DUT: Doğal olarak yetişmiş dut enfeksiyonlara ve bakterilere karşı çok güçlü bir antioksidandır.
KALP DAMARLARI YAĞLANMIŞ OLANLAR İÇİN ARMUT KÜRÜ:
orta boy bir armut
3 bardak klorsuz su
Kabuklarını soymadan armudu 4 parçaya bölün ve çekirdeklerini çıkarın. Kaynamakta olan suya atın . Armutları suya atınca kaynama bir müddet durur. Tekrar kaynamaya başlayınca içine 2-3 damla limon sıkın ve 3 dakika daha kaynatın ve suyunu için.
1 ay boyunca hergün taze olarak bu kürü uygulayın.
DOMATES:Domatesin doğal tohumdan üretilmiş olması gerektiğini belirten Dr.Saraçoğlu, domatesin kalbin dıştan yağ bağlamasını önlediğini.iyi huylu prostat büyümesine karşı güne bir bardak taze sıkılmış domates suyunun çok faydalı olduğunu belirtti
MUCİZE BİTKİLER VE SAĞLIĞIMIZA FAYDALAR
KİVİ : Doğal vitamin deposu kivinin, yaşlanmayı durdurmaktan beynin daha iyi çalışmasını sağlamaya, stresten kalp krizini önlemeye ve bağışıklık sistemini güçlendirmeye kadar birçok faydasının olduğu belirtiliyor. Kivideki düşük sodyum ve yüksek potasyum içeriği kalp basıncı üzerinde olumlu etki yapıyor. Kalp ve damar sağlığı açısından kolesterolün düşürülmesinde etkili bir madde olan pektin kivide bol miktarda bulunmaktadır. Antioksidan C ve E vitaminlerinin damar tıkanmasını önleyici etkileri ile kivi tam bir kalp dostudur. Lifli yapısı ile yiyeceklerin bağırsaklardan düzgün geçişine yardımcı olur. Bu özelliği ile zararlı maddelerin vücuttan atılmasını sağlar. Ayrıca, vücudun vitamin ve mineral kaybının hızla dengelenmesi için mükemmel bir gıdadır. Bir adet kivi altı adet portakala bedeldir.
ÇAY : Siyah veya yeşil olsun, çayın her türlü kanser riskinin azaltılmasında etkili olduğu bilinmektedir. Çayın içinde bulunan “polifenol” maddesinin antioksidan özelliği nedeniyle kanserden korunmaya yardımcı olduğu tespit edilmiştir. Çay, kadınlarda rahim kanserine yakalanma riskini % 50 azaltıyor. Göğüs kanseri içinse bu oran % 60’a kadar çıkıyor. Günde iki fincan çay içmenin cilt kanserine yakalanma riskini azatlığı, limonlu çayınsa bu riski daha da düşürdüğü ortaya çıkmıştır. Yapılan araştırmalarda günde iki fincan yeşil veya siyah çay içen deneklerin cilt kanserine yakalanma riskinin yüzde 65’e kadar azalabildiği belirlendi. Çaya limon katmanın ise bu içeceğin kanserden koruyucu özelliğini daha da artırdığı tespit edildi. Çay ayrıca Alzheimer ve kalp krizine karşı vücudu koruyor. Yeşil çay (Çin çayı) bildiğimiz normal çayın mayalanmamış, harmanlanmamış doğal şeklidir. Antioksidan bakımından çok zengin, ucuz ve kalorisiz bir kaynaktır. Kanser ve kalp hastalığı ile mücadele etmeye yardımcı olur. Damar çeperi fonksiyonlarını geri getirerek kalp krizi riskini % 44’leri bulan oranlarda düşürür. Kolesterolü kontrol altına tutar. Güçlü bir cilt dostudur. Kilo vermeye yardım eder. Dolaşımı hızlandırır, böbrekleri çalıştırır, kanı temizler, bağırsakları çalıştırır, gazı giderir ve ağız kokusuna neden olan bakteri plağını çözer. Günde 3-4 fincan yeşil çay içmenin, uzun vadede kansere karşı koruyucu olduğu bilimsel olarak ispat edilmiştir. Günde 3-4 fincan yeşil çay içmek ; daha sağlıklı olmak, hastalıklara yol açan serbest radikalleri temizlemek ve vücuttaki toksinleri atmak, zayıflama hızını artırmak gibi pek çok yarar sağlayacaktır. Tadı buruk olduğu için çok kaynatılması ve aşırı koyu yapılması yeşil çayın tadını bozar. Gece yatarken içildiği takdirde uyku düzenini bozabilir. Bazı ilaçlarla birlikte kullanılırsa ilaçların etkisini değiştirebilir. Bu nedenle ilaç kullananların yeşil çay ve benzeri ürünleri doktora danışmadan içmemeleri gerekir. Genelde hiçbir bitki çayı çok acı ve koyu içilmemelidir. Ayrıca piyasada tablet ve şurup olarak da satılmakta olup, bu haldeyken dikkatli alınması gerekmektedir. Bir kapsül yeşil çay üç fincan yeşil çaya eşdeğerdir ve bir fincan yeşil çaydaki kafein miktarının beşte birinden az kafein içerir. Tansiyon problemleri olanların mutlaka dikkatli tüketmesi gerekir.
KABAK ÇEKİRDEĞİ : Kabak çekirdeğinin içinde östrojen etkisi yapan madde yüksek oranda bulunmaktadır. Kadınları menopozun yan etkilerinden koruduğu gibi, meme kanseri oluşumuna da engel olduğu düşünülmektedir. Erkekleri ise prostat kanserinden korur ve prostat büyümesine bağlı belirtileri azaltır. İçinde aynı zamanda antioksidan çinko ve selenyum vardır. İçerdiği demir nedeniyle kansızlığa iyi gelir. Kalp-damar sistemi için gerekli olan Omega-3 yağ asidini içerir. Soğuk algınlığı süresinin kısaltılmasında yararlı olduğu gözlemlenmiştir. Her gün 3-4 çorba kaşığı dolusu tuzsuz kabak çekirdeği yiyerek doğal yolla birçok faydalar temin edilebilir.

NAR : Nar suyu en yüksek antioksidan etkiye sahip meyve sularından biridir. Her gün içilecek bir bardak nar suyunun kan damarlarında oluşan sertleşmeyi azalttığı ve kalp sağlığını geliştirdiği belirtilmektedir. Nar, tansiyonu olumlu bir şekilde düzenler, bağışıklık sistemini güçlendirir, kolesterol ve kan şekerini regule eder ve artmasını engeller. Bol bulunduğu mevsimde bolca tüketilmelidir. Yeni bazı çalışmalar nar suyunun yeşil çay ve kırmızı şaraba nazaran 3 kat daha fazla antioksidan etkiye sahip olduğunu göstermektedir.Nar suyu çıkarmak zahmetli geliyorsa ayıklayarak da tüketebilirsiniz. Burada nar ekşisi ile ilgili bulduğum bir bilgiyi iletmekte fayda görüyorum. Piyasada %97 Glikoz, %3 sitrik asit (E-330) karışımı ısıtılarak rengi nar ekşisine benzer bir karışım hakiki nar ekşisi olarak satılmaktadır. Türkiye’nin yıllık nar ekşisi satışı 600 ton olup gerçek nar ekşisi üretimi ise 15-18 tondur. Ülkemizde denetim olmadığından etiketler doğru yazılmamakta ve tüketiciler aldatılmaktadır. Bu nedenle hakiki nar ekşisini bulmaya çalışılmalıdır.
GİNKO BİLOBA : Belleği güçlü tutar. Bunama ve Alzheimer hastalığının tedavisinde kullanılır. Kılcal damarlardaki kan dolaşımına yardımcı olur. Beyin ve omuriliğe giden oksijen ve besin maddelerini artırır. Dolaşım üzerinde olumlu etkileri olan, güçlü yaşlanma geciktirici özelliği olan antioksidan bitkidir. Görme yeteneğini korur hatta iyileştirir. Astım gelişmesini önleyebilir ya da yavaşlatabilir. Kronik baş dönmesi (vertigo), kulak çınlaması ve varis gibi sorunların tedavisinde kullanılır. Damar sertliğini hafifletir, yorgunluğu giderir, konsantrasyonu güçlendirir. Beyindeki kan dolaşımının sağlıklı olmasını sağlar. Daralan damarlar yüzünden beyne az kan gitmesi gibi durumlarda işe yarar. Kan dolaşımını artırdığı için hafif ereksiyon şikayetlerinde faydalı olduğu yapılan çalışmalarda ispatlanmıştır. Çok pis kokar onun için çayını içmek çok zordur. Normal bir ginko ekstresi kokusuzdur. Ekstrenin yüzde 24 flovoglikosit içeriği olmalıdır. Toksitesi ve yan etkisi yoktur. Günde 80-120 miligram yeterlidir. Günlük doz olarak iki- üç defa 40-60 mg.lık tablet veya kapsül alınabilir.

GİNSENG : Asya ve Amerika’da yetişen bu bitkinin ekstresi, yaşlılığa karşı en çok kullanılan ürünlerden biridir. Etkili bir uyarıcı olup, beyin fonksiyonlarını düzeltir, seksüel gücü artırır. Güç ve dayanıklılığı artırır, stresle mücadele eder, tansiyon yüksekse sağlıklı bir düzeye düşürür, sağlıksız derecede düşükse de yükselterek güvenli bir ölçüye getirir. Her gün alınacak bir ilave madde değildir. Pahalıdır bu nedenle bilinen marka alınmalıdır. Anksiyete, hipertansiyon, uykusuzluk ve sinirlilik gibi yan etkileri vardır. Amerikan ginsengi panax guinguefolıus olarak adlandırılır. Panax ginseng Çin ve Kore’de, Panax Japanicus Japonya’da ve eleutberococcus Sibirya ‘da yetişir. Sibirya’da yetişen aslında ginseng değildir, fakat benzer etkilere sahip yakın bir akrabadır. Çin ginsengi en güçlü form olarak bilinir. Amerikan ginsengi daha yumuşaktır ve yaygındır. Kapsülleri günde üç defa bir adet alınır.Yemekten bir saat önce alınmalıdır. C vitamini ginsengin emilimini etkileyebilir bu nedenle eğer C vitamini kullanılıyorsa ginseng’den 2 saat önce veya sonra alınır.
ECHİNACEA (Ekinezya-Kirpi otu) : Bağışıklık sistemini güçlendirir. Karaciğerin koruyucusudur. Soğuk algınlığı, nezle, grip, öksürük, bronşit, her türlü virüs ve enfeksiyona karşı çok popüler bir bitkisel ilaç olup, kronikleşen ve sık sık tekrarlayan solunum yolları enfeksiyonları için de önerilmektedir. Sıvı, hap ve kapsül halinde satılır. Tek başına ya da C vitaminiyle birlikte günde 500-1500 mg. alınabilir. Kış aylarında 2-3 aylık kürler yapılabilir.
ÜZÜM ÇEKİRDEĞİ EKTRESİ : Güçlü bir anti-aging maddesidir. Kan damarlarını güçlendirmede ve damarlarda varis oluşumu ile mücadelede bir benzeri yoktur. Zayıflamış kan damarlarının yapısını güçlendirir. Kalp koruyucudur, kansere karşı direnç sağlar, HDL ve LDL seviyelerini düzenler, cinsel gücü destekler, diş eti kanamalarını ve ciltteki kırışıklıkları önler, görme gücünü artırır ve kataraktan korur, tansiyonu regule eder, bilinen en güçlü antioksidanlardan biri olup bu etkisiyle de yaşlanmayı yavaşlatır. Üzüm çekirdeği ekstresinin 30-100 mg'lık kapsülleri mevcut. Hastalıklardan korunmak için günde 1-2 kapsül alınabilir. Bir hastalığınız varsa dozu iki katına çıkartabilirsiniz. Şimdiye kadar üzüm çekirdeği ekstresinin fazla alınması ile ilgili bir yan etki bildirilmemiştir. Kapsül yerine bir avuç ya da fincan kara üzüm kurusu da yiyebilirsiniz. Kara üzümü ya da kurusunu yerken çekirdeklerini çiğneyiniz, böylece etkisi de artmış olacaktır. Ayrıca yağı ve çekilmiş olarak da piyasada üzüm çekirdeği satılmakta olup üzerinde belirtilen tarifine göre tüketilebilir.
KETEN TOHUMU : İyi bir omega-3 yağ asidi kaynağıdır. Kalp ve damar sağlığı için koruyucudur. Kolesterol düzeyini azaltır, kan basıncı ayarlamasını kolaylaştırır. Bol miktarda lif içerir, bu nedenle kabızlığa ve hemoroite karşı son derece yararlıdır. Sağlıklı cilt ve tırnak oluşumunu destekler. Solunum yolları iltihabına, zatürreye, bronşite ve astıma, nefes darlığı ve balgam söktürmeye, boğmacaya, diş temizliği ve parlaklığına, harici şiş ve urlara, saçı beslemeye, saç dökülmesine, kabakulak ağrısı ve şişkinliklere, romatizma ve adale ağrılarına iyi gelir. Erkeklerde cinsel gücü artırır, prostat büyümesini azaltır, üreme sorununu düzenleyebilir. Tohumundan elde edilen yağı damar sertliğini azaltır, kalp sağlığını destekler, harici yara, ağrı ve sancılar ile romatizmaya iyi gelir. Lapası kabakulak ve çıbana iyi gelir. Tohumu diğer hastalıklar için dövülerek toz halinde yutulur. Hafif kavrulmuş taze keten tohumunu öğüterek salata veya yoğurda ilave edebilirsiniz. Ayrıca bala karıştırılarak da yenir. Genelde günde 1-2 kez bir çay kaşığı likit keten tohumu yağı veya kavrularak öğütülmüş tohumu ya da 100mg.lık kapsüllerinin alınması yeterli olur.

SAW PALMETTO (Testere palmiyesi) : Saw Palmetto Güney Amerika’da yetişen küçük palmiye ağacı meyvesidir. Amerikan yerlileri tarafından idrar yolları rahatsızlıkları ve prostat tedavisinde kullanılmıştır. Prostat büyümesini önler , büyümüş prostat tedavisi için tavsiye edilen bir ekstredir. Prostat sorunlarının azaltmak için doktor kontrolünde günde iki kez 160 mg. kullanımı yeterli olabilir. Prostat büyümesine bağlı sorunlar, basit iyi huylu prostat irileşmesinde de, prostat bezi kanserinde de aynıdır. Bu nedenle, bu tür sorunları olanların Saw Palmetto’ya başlamadan önce, prostat kanseri olasılığı yönünden doktora başvurmaları gerekmektedir.
ZENCEFİL (GİNGER) : Mide bulantısı bir sorun olduğunda zencefil her yerde bulunabilecek en iyi ilaçtır. Taşıt tutması ve sindirim bozukluğuna karşı kullanılması onaylanmıştır. Kanser, kalp hastalığı ve migrene karşı da kullanılır. Romatizmal kas ve eklem ağrılarını azaltır. Alerji, nezle ya da soğuk algınlığı sonucu oluşmuş burun, boğaz ve solunum sistemi belirtilerini iyileştirir. 100-300 mg. dozlarında hazırlanmış standardize edilmiş ekstrelerinden günde 1-2 kez alınabilir.
SARIMSAK : Doğal aspirindir. Antibiyotik olarak da başarı ile kullanılır. Sarımsak bağışıklık sistemini güçlendirir, kötü kolesterole karşı savaşır, LDL kolesterolü düşürür, tansiyonu sağlıklı bir düzeye düşürür, kanser hücrelerinin büyümesini engeller, beyin yaşlanmasını önler, vücudu koruyan hücreleri destekler, bağırsakları yumuşatır, mikropları öldürür, hazmı kolaylaştırır, balgam söktürür, ateş düşürür, kireçlenme, kalp krizi, kanser, bronşit, astım gibi solunum yolu hastalıkları, mide ülserleri ve tüberkülozu önler. Pıhtıları çözer ve pıhtılaşma süresini uzatır. Kalp için çok değerlidir. Kan dolaşımını her yönden düzenler. Atardamarları bir ölçüde sağlıklı hallerine döndürebilir. Her gün en az bir diş sarımsak yenilmesi önerilmektedir. Sarımsak kokusunu gidermek için bir tutam maydanoz veya birkaç tane kahve çekirdeğinin yeterli olacağı aklınızda bulunsun. Kokusu nedeniyle sıradan sarımsağı yiyemeyenler için kokusundan arındırılmış ve kimyası biraz değiştirilmiş ürünler tavsiye edilmektedir.
SOYA FASULYESİ : Soya fasulyesi ve ürünleri erkekleri başta kalp-damar hastalıklarından ve prostat kanserinden koruyucudur. Kadınları meme kanserinden korumakta, menopoza girdiklerinde şikayetlerini azaltmakta olup, kemiklerin zayıflaması ve kırılma özelliklerinin artmasına (osteoporoz) mani olmaktadır. Soya tüketimi ile kalp-damar hastalıklarında azalma sağlanmakta, yaşlanma daha yavaş seyretmekte ve toplam kolesterol düşürülmektedir. Soya fasulyesi alıştığımız tarzda kuru fasulye gibi az etli veya tavukla pişirilip yenebilir. Zeytinyağlı pilaki gibi pişirilip soğuk yemek olarak veya haşlanıp salata üzerine konularak tüketilebilir. Soya peyniri(torfu) tatsız, tuzsuz, beyaz peynir renginde ve kıvamındadır. Soya filizi tek başına veya salatalara katılarak çok kısa zamanda tüketilmelidir. Soya sosu sos olarak yemeklerde kullanılır. Çok tuzludur bu nedenle yemeğe ayrıca tuz ilave edilmemelidir. Soya eti kıyma ve kuşbaşı olarak süper marketlerde satılmaktadır. Kuru sünger gibi ve tadı tuzu yoktur. Sevdiğiniz herhangi bir sosa yatırırsanız kısa zamanda onun tadını alır ve bilinen et kıvamına gelir. Etle yaptığınız her yemekte kullanabilirsiniz. Soya unu soya fasulyesinin öğütülmesi ile elde edilir ve unlu mamullerin üretiminde kullanılır. Haşlanmış soyadan elde edilen kremalı bir sıvı olan soya sütü besleyici özelliğinin yanında laktoz içermemesi nedeniyle inek sütüne alerjisi olanlar için de iyi bir alternatiftir. Soyanın ayrıca yoğurdu, tempeh ve miso adında yemekleri de mevcuttur.
ÖNEMLİ NOT : Sağlıklı yaşam trendi doğrultusunda reçetesiz satılan vitamin, mineral ve diyet ürün pazarı son yıllarda büyük büyüme göstermektedir. Sektörün hızlı büyümesine paralel olarak birçok besin kapsüle girmiş ve girmeye devam etmektedir. Kapsüle giren destek ürünlerinin hangi durumlarda ve nasıl kullanıldığı çok önemlidir. Bu ürünlerin gelişigüzel kullanılması halinde olumsuz etkileri ile karşılaşılması da kaçınılmazdır. Destek ürünlerinin kullanımı yaşam kalitenizi artırdığı gibi sağlıksız durumlara da neden olabilir. Bu nedenle özellikle kapsüle giren destek ürünleri mutlaka bir uzman kontrolünde kullanılmalıdır
Isırganın Saçlardaki İnanılmaz Etkisi!
Isırganın Saçlardaki İnanılmaz Etkisi!
Rahman’ın Rahmet hazinelerinden Şafî ismi’nin tecellisidir Isırgan...
Gerek çay gibi içilerek, gerek lapa yapılarak, gerekse suyundan faydalanılarak kullanılan, tohumları, kökleri, sapları ve yaprakları ile mucize gibi bir bitki.. Pek çok derde deva olan ısırganı taze bulabildiğimiz şu aralar bol bol almakta fayda var...
Saçlarınız;
ince telliyse,
dökülüyorlarsa,
püskül püskül olmuşlarsa,
yıpranmış görünüyorlarsa,
ısırgan otu tam size göre bir bitki...
Saçlarınız için ısırgandan mutlaka faydalanın.. Etkisini ilk kez kullanımdan itibaren mutlaka farkedeceksiniz inşaallah..
2 sap ısırganı sapları ve yaprakları ile birlikte küçük bir kaba koyup, üzerine 1 su bardağı kaynar suyu dökün. Ocağın altını açıp, 3 - 4 dakika kadar da kaynatın. Kaynattıktan sonra ocağın altını kapatıp 10 dakika kadar demlenmeye bırakın. Demlenen ısırganın suyunu güzelce süzün; hatta lapasında kalan suyu da süzgeçte bir kaşık yardımı ile ya da eliniz ile bastırarak süzün. Süzülen bu suyu saç diplerinize parmak uçlarınız ile masaj yaparak yedirin.
Isırganı demlerken, kaba sığması için ikiye ya da üçe kırarak ya da bitkiyi ince ince kıyarak da demleyebilirsiniz. (mutlaka eldiven kullanınız! )
Hergün düzenli olarak bunu yaptığınızda sadece bir haftada bir haftada bile saçlarınız eski sağlıklarına geri dönmeye başlıyor ve ilk ısırgan suyu tedavisinden itibaren dökülme duruyor. Bir kaç ay boyunca düzenli olarak sürekli yaparsanız eğer, (saç kökleriniz ölmemiş ise) dökülmüş saçlarınızın yeniden canlandığını görme olasılığınız da çok yüksek.
Isırgan suyu tedavisi ile saçlarda gözlenen değişiklikleri şöyle sıralayabiliriz:
Dökülme duruyor,
Saç telleri kalınlaşıyor,
Saçlar gürleşiyor,
Güçleniyor,
Hacim kazanıyor,
Yıpranma azalıyor
Kepeklenmeye iyi geliyor
Isırgan demetler halinde pazarlarda bolca var şu sıralar.. Bir demetini 1 ya da 1,5 liraya alabiliyorsunuz. Tek bir demet de bir hafta yeterli geliyor.. Bir demeti bir haftaya bölerek derin dondurucuda buzdolabı poşetlerinde saklamanız mümkün. Hergün bir poşeti açıp, yukarıda anlattığımız şekilde demleyebiliyorsunuz kolayca.
Elma sirkeli yöntem :
Son olarak; ısırgan suyu tedavilerinde sirke ile yapılan bir yöntem de vardır :
250 ml gerçek elma sirkesi kaynama derecesine kadar ısıtılır (kaynatılmaz) ve içine bir avuç dolusu ince kıyılmış ısırgan otu yaprağı eklenerek, soğuyana kadar demlendirilir ve süzülür. Saç derisine masaj yapılarka uygulanır.
Bu tarifi hanüz denemedik o yüzden sonuçlarını bilmiyoruz fakat elma sirkeli olduğu için daha güçlü etki edecektir muhtemelen..
Elma sirkesini tek başına da kullanabilirsiniz :
Tarifteki elma sirkesini tek başına da kullanabilirsiniz. Kafa derisinde çok kepeklenme ve kaşıntı varsa; düzenli olarak, saçlarınızı duruladıktan sonra küçük bir kapta 2 litre suya yarım çay bardağı ( küçük çay bardaklarından) kadar elma sirkesi ilavesi ile saçlarınızı durularsanız, hem parlak hem yumuşak olurlar.. Düzenli kullandığınızda ise kepekten ve kaşıntıdan da kurtulmuş olursunuz. Elma sirkesinin kokusunu dert etmeyin çünkü saçlarınız kuruyana kadar uçup gidecektir.
Sadece saçlarımız için değil, pek çok hastalık için de kullanılan, çayı içilen, denenmiş ve kabul görmüş bir bitki ısırgan..
Pazarlada bolca olduğu şu sıralarda sakın kaçırmayın; mutlaka faydalanın!


